ADAY ADAYI VE ADAY...

Seçim iklimine tam girildi.
Her partide aday adaylığı başvuruları var.
Ankara icazet verecek ki aday adayı aday olup, seçime girme hakkı kazanacaklar.
Benim necip seçmenimde sandığa gidip, Ankara'nın aday adayları arasından seçip aday yaptığı seçilmişlere oy verecekler.
Sonra da "ben seçtim" diyecekler.
Yok seçmen kardeş, sen seçmedin, sen Ankara'da partinin seçip sana dayattığı adaya sadece oy verdin.
Yıllardır hep yazdım, bu gidişle aynı konuyu daha çok yazacağım gibi görünüyor.
Seçim Yasası ve Siyasal Partiler Yasası kökten değişmedikçe, seçmen hep Ankara'nın seçtiklerine oy vermek zorunda kalacaktır.
Yürürlükteki bu iki yasa, iktidarların da muhalefetlerin de işine geliyor olmalı ki bu iki yasaya pek değinmiyorlar, gündeme bile getirmiyorlar.
Ondan sonra da demokrasiden söz etmiyorlar mı?
Şaşıp kalıyoruz.
Ankara'da partilerinde, adaylıklarına icazet verilmeyip, aday adayı olarak kalanların da hep bir hesabı olmuştur.
Her partide dargınlıklar, kırgınlıklar, küskünlükler mutlaka yaşanacaktır.
Bu dargınlıkların, kırgınlıkların, küskünlüklerin sandığa nasıl yansıyacağı pek önemli olmasa gerek.
Çünkü istediği olmayınca darılmak, kırılmak, küsmek bir tür ilkesizliktir.
"Benim ne eksiğim vardı?" çıkmazı, bir megalomani belirtisidir.
İster demokratik deyin, ister böyle demokrasi mi olur deyin, her önüne gelen de milletvekilliğine soyunmamalıdır.
Bu arada gençlerin önü açılmalı, kaşarlanmış politikacılar törpülenmelidir.
Ve seçimler bittikten sonra, yüce mecliste verilecek ilk önergenin Seçim Yasası'nın ve Siyasal Partiler Yasasının kökten değişmesi konusu olmalıdır.
Genç ve idealist politikacılar bu işi başarırlar...