Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında kürsüdeydi. Sözlerine Balıkesir'de F-16 uçağının kaza kırıma uğramasıyla ilgili gerekli inceleme ve soruşturmaların başladığını belirterek başladı. "Öncelikle kahraman şehidimiz Hava Pilot Binbaşı İbrahim Bolat’a Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve yakınlarına sabır, Türk Silahlı Kuvvetlerimize ve aziz milletimize başsağlığı diliyorum. Şehit pilotumuzun ruhu şad, mekanı inşallah cennet olsun." dedi.
ERDOĞAN FİLİSTİNLİLERİ UNUTMADI
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sözlerini Gazze’deki zulme getirdi. Gazzeli vatandaşların her daim yanında olduklarının bir kere daha mesajını verdi. “Yoksulun, ihtiyaç sahibinin, kimsesizin daha çok hatırlandığı, komşuluk ve akrabalık hukukunun daha da güçlendirildiği, paylaşmanın ve dayanışmanın zirveye çıktığı bu mübarek günler aynı zamanda hepimiz için büyük bir fırsattır. Başta aziz milletimiz olmak üzere tüm İslam aleminin bu rahmet ve bereket ortamından azami derecede istifade etmesi, Ramazan’ın gönüllerimizi kaynaştıran, kalplerimizi yumuşatan manevi atmosferini doya doya yaşaması en büyük dileğimiz, en büyük arzumuz ve temennimizdir. Ancak Gazze’de 12 Ekim’de varılan ateşkese rağmen devam eden saldırılar ve yapılan tüm anlaşmalara rağmen insani yardımların istendiği şekilde ulaşamaması maalesef Ramazan-ı Şerif’i buruk geçirmemize sebep oluyor. Bu Ramazan’da da aklımız, gönlümüz, dualarımız Filistinli kardeşlerimizle.” dedi.
“RAMAZAN ETKİNLİKLERİ DÜZENLENECEK”
Cumhurbaşkanı, Milli Eğitim Bakanlığını, "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” hakkında da konuştu. "Maarif'in Kalbinde Ramazan" teması altında çeşitli etkinliklerin düzenlenmesi için 81 vilayetimize bir yazı gönderdi. Bu kapsamda öğrenciler için söyleşi programları düzenlenecek, okul-aile işbirliğini güçlendirmek için iftar sofraları kurulacak. Çocuklarımızın milli ve manevi değerlerimizi daha iyi öğrenmeleri ve tecrübe etmeleri için okul dışı öğrenme ortamları hazırlanacak; paylaşma bilinci, birlik ruhu, adalet, merhamet ve vatanseverlik gibi hasletlerin çocuklarımıza aşılanması sağlanacak. Bu etkinlikler her şeyden önce gönüllülük esasına dayalı olarak yapılacaktır. İkinci olarak da bu etkinlikler, hiç şüphesiz anayasal dayanağı olan etkinliklerdir. Anayasamızın gerek başlangıç kısmında gerekse sonraki diğer maddelerinde her vatandaşın manevi varlığını geliştirme hakkı olduğu açıkça belirtilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığımız da anayasanın kendisine yüklediği sorumluluk mucibince öğrencilerimizin milli ve manevi değerlerini güçlendirmek amacıyla tamamen gönüllülük esasına göre böyle güzel bir çalışmayı yapmıştır. Yapılan doğrudur, yerindedir, hukukidir. Ramazan'ın manevi iklimine uygun olmasının yanı sıra milletimizin hissiyatına da tercüman olan çok hayırlı bir hizmettir. Hangi siyasi görüşten olursa olsun milletimizin kahir ekseriyeti de genelgeye destek vermiş, memnuniyetle sahiplenmiş, fevkalade olumlu karşılamıştır.” açıklamasını yaptı.
“NOEL SÜSLEMELERİ ONLARI RAHATSIZ ETMİYOR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhalefetin ramazan ayındaki etkinlikler hakkında yaptığı açıklamalara da işte bu sözlerle tepki gösterdi: Bu yazının gönderilmesinin hemen akabinde Ramazan-ı Şerif'ten sadece bir gün önce artık nesli tükenmekte olan bir kısım yobaz çıktı, o bayat 'Laiklik elden gidiyor' şarkısını söyleyen, zehir saçan, baştan aşağı millete nefret kusan o malum bildirilerini yayınladı. Bakın bunlar Noel süslemeleri yapılınca rahatsız olmazlar. Bunlar güya cadılar bayramı kılıfı altında ne idiği belirsiz saçmalıklar sahnelenirken rahatsız olmazlar. Çocuklarımızı alkole, uyuşturucuya, sigaraya, her türlü sapkınlığa özendiren şarkılardan rahatsız olmazlar. Bunlar sosyal medya ve dijital platformlarda yavrularımızın türlü rezilliklere maruz kalmasından rahatsız olmazlar. Bunlar batıda çocuklara yönelik her gün bir yenisi patlak veren o rezil, o insanlık dışı skandallardan asla rahatsız olmazlar. Ama ne zaman ki Ramazan kapsamında çocuklarımıza bu toprakların milli ve manevi değerleri anlatılacak olsa işte bundan hemen rahatsız olurlar. Biz bunların derdinin ne olduğunu çok iyi biliyoruz. Biz bunların karın ağrısının asıl sebebini gayet iyi biliyoruz. Laiklik kavramının arkasına saklanarak on yıllar boyunca bu millete nasıl zulmettiklerini, bu milletin değerlerini nasıl tahrik ettiklerini, bu milletin çocuklarını özünden uzaklaştırmak için nasıl gayret ettiklerini çok ama çok iyi biliyoruz. Bunların derdi laiklik değil, hiçbir zaman da laiklik olmadı. Bunların derdi bu toprakların kutsallarıyla, bu toprakların milli ve manevi değerleriyle, bunların derdi bu milletin ta kendisiyledir. Hayırdır; çocuklarımızın namazı, orucu öğrenecek olması sizi neden rahatsız ediyor? Çocuklarımızın ramazan süslemesi yapması sizi neden rahatsız ediyor? Çocuklarımızın teneffüs saatlerinde okul bahçelerinde cıvıl cıvıl hep bir ağızdan ilahiler söylemesi sizi neden rahatsız ediyor? Gençlerimizin dilinde küfür, hakaret yerine Allah lafzının olması sizi neden bu kadar rahatsız ediyor? Laiklik kavramının arkasına saklanmaktan vazgeçin. Neyse derdiniz çıkın açıkça söyleyin. Lafı dolandırmayı bırakın, dilinizin altındaki baklayı çıkarın. Kimse kusura bakmasın ama bu milletin hiçbir ferdi, bu milleti var eden milli ve manevi değerlerin öğretilmesinden rahatsız olmaz, olamaz. Rahatsız olan varsa gitsin bu vatanla, bu bayrakla, bu toprakla, bu milletle aidiyetini tekrar tekrar sorgulasın. Rahatsızlıklarının esas sebebi, ayrıcalıklarını kaybetmeleri. Milletle eşitlenmek, milletle aynı hak ve ödevlere sahip olmak bunların işine gelmiyor. Türkiye'nin özgürleşmesi, tıpkı yatağını bulan bir nehir gibi kendi yatağında akması bunları rahatsız ediyor. Değerli milletvekilleri, çok değerli kardeşlerim; bugün bir kez daha şunun altını çizerek ifade ediyorum: Bu milletin mayasında İslam vardır. Bizi bir millet yapan, bizi her türlü farklılığımıza rağmen bir arada tutan manevi değerlerimizdir.
Cumhurbaşkanı sözlerine son vermeden önce bir kere daha Türkiye Yüzyılı vurgusu yaptı ve terörsüz Türkiye sürecinde ise üzerlerine düşen her şeyi yaptıklarını ve yapmaya devam edeceklerini altını çizdi.