DVS YATÇILIK FİRMASININ SUÇLANAN ORTAĞI MARMARİS YAPI'DAN SES GETİRECEK AÇIKLAMA

Avrupa’nın en büyük tersanesi olarak nitelendirilen Muğla'nın Marmaris ilçesi Bozburun Mahallesi'ndeki DSV Yatçılık firmasında ortaklar arasında çıkan anlaşmazlık sonrası hareketli saatler yaşanmış ve ortaklar karşılıklı birbirini suçlamıştı şirketin kurucu ortağı Hülya Alizade Kuçeruk diğer şirket ortaklarını zorla şirkete girerek darp ettiklerini iddia etmişti. Aynı zamanda Marmaris Yapı firmasının sahibi olan ve DSV Yatçılık firmasının da yüzde elli ortağı olan Arzu Kayaoğlu ve şirket avukatları Suna Öztaşdöneren yaşanan tatsız olaylar ile ilgili açıklamada bulundu.

Avrupa’nın en büyük tersanesi olarak nitelendirilen Muğla'nın Marmaris ilçesi Bozburun Mahallesi'ndeki DSV Yatçılık firmasında ortaklar arasında çıkan anlaşmazlık sonrası hareketli saatler yaşanmış ve ortaklar karşılıklı birbirini suçlamıştı şirketin kurucu ortağı Hülya Alizade Kuçeruk diğer şirket ortaklarını zorla şirkete girerek darp ettiklerini iddia etmişti.

Aynı zamanda Marmaris Yapı firmasının sahibi olan ve DSV Yatçılık firmasının da yüzde elli ortağı olan Arzu Kayaoğlu ve şirket avukatları Suna Öztaşdöneren yaşanan tatsız olaylar ile ilgili açıklamada bulundu.

Marmaris Yapı'dan konuyla ilgili yapılan ilk açıklamada; "Marmaris Yapı ne işgalcidir ne de saldırgan, ne olduğu belirsiz durumda olan bir şirkettir. Yıllardır bu ülkeye saygın bir şekilde hizmet vermiştir. Maalesef 14 Haziran günü şirketin müşterek müdürü Ulviye Alizade'nin saldırısına uğramıştır. Ağza alınmayacak hakaret ve tehditler maalesef yine Alizade tarafından yapılmıştır. Hem de kolluğun gözleri önünde. Bütün saldırı anı kayıt altındadır. Savcılığa tüm delilleri ile sunduk. Şahsım da İstanbul Barosu mensubu Çağrı Göktaş tarafından darp edilmiştir. Hem kurumlar pervasızca ağza alınarak yıpratılmış hem de kamuoyunda korku iklimi yaratılarak algı oluşturulmaya çalışılmıştır. Türkiye’de ki bütün terör örgütlerinin mensubu olduğumuz iddialarını bırakın, ailelerimize bile çirkin iftiralar atılmıştır. Bu sistemli bir harekattır ve maalesef vekil olarak benim bile can güvenliğim yoktur. Bozburun jandarma komutanı da fenalık geçirmiş kalp krizi şüphesiyle hastaneye kaldırılmıştır. Bu vahim durum biran evvel masaya yatırılmalı, sorumlu yetkililerin daha büyük kayıplar yaşanmaması için hukuki önlemlerin alınması gerekmektedir." ifadeleri kullanıldı.




Marmaris Yapı firması ve DSV yatçılık firmasının ortaklarından Arzu Kayaoğlu yaptığı açıklamada, "Bizler sadece DSV yat firmasının ortakları değiliz, aynı zamanda Marmaris’te ve İzmir’de faaliyet gösteren inşaat firmasıyız. İş dünyasında adımızın bu şekilde bir olayda anılması hem şahsi hem de firmam açısından utanç verici. Ne yazık ki kendisini iş kadını olarak nitelendiren hanımefendi yüzde elli ortağı olduğumuz ve yasal haklarımızın bulunduğu şirketimize girmemizi hem engelliyor hem de bize karşı iftiralarda bulunuyor. Adli makamlar ve kolluk kuvvetlerimiz sürecin başından bu yana konuya şahit oldular. Konu ile ilgili hukuki süreci başlattık, darp eden taraf biz değil onlardır. Kimsenin odasına çilingir ile girmedik yargının bize tanıdığı hak ve tüm ortakların imzaladığı belge ile kendimize ait yönetim ofisine girmek istedik ama böyle tatsız bir durum ile karşılaştık, konu yargıda gereken yerlere iletildi. Görüntüleri servis etmek istemiyoruz ancak ileri bir tarihte önce memleketimiz olan Marmaris’te sonra da tüm ülkede bu kişilerin yapmış olduklarını belgeler ve bilgiler ile açıklayarak firmamız ve şahsımız adına yapılan tüm karalama çalışmalarını bertaraf edeceğiz" şeklinde konuştu.

Marmaris Yapı Şirketinin sahipleri ve DSV Yatçılık firmasının yüzde elli ortağı olan Arzu Kayaoğulları ve Muzaffer Özlü’nün şirket avukatı olan Av. Suna Öztaşdönderen "20 Ağustos 2020 yılında yargıya taşıdığımız konu ile ilgili savcılığa suç duyurusunda bulunduk. Bulunduğumuz suç duyurusu ortağı olduğumuz DSV yat şirketi ile ilgili idi. Denizlerimizin bizim için ne kadar önemli olduğunu son zamanlarda görüyoruz. Çoğu iş insanın iş güvenliği tacir güvenliği açısından ne sıkıntılar yaşadığını adliyelerde çok tanık oluyoruz bu da onlardan biri. Aslında ortağı olduğu şirketin ancak ve ancak savcılık soruşturma başlattıktan sonra polis el koyma kararı ile birlikte rahat rahat gelebilmiştir yani benim müvekkillerimin yüzde 50 ortak olmasına rağmen şirkette bırakın varlık göstermesini bir oda verirken bile kavgayla gürültüyle işte büyükelçiyi arayacağız onu arayacağız bunu arayacağız gibi tehditler ile ve yanıltıcı bilgiler ile kamuoyunu yanıltıcı aynı zamanda insanları da korkutucu ürkütücü iklimler oluşturmaktadır. Dosyalarımız şu an bilirkişilerdle hepimiz bekliyoruz. Bilirkişiler bir şekilde raporları hazırlasın ve bizlere en azından bir şekilde tebliğ edilmesini ve bilirkişilerin bizim davalarımızda ne şekilde destekleyici veya ne şekilde karşı verecek bir tablo oluşturduğunu görmeyi bekliyoruz. Bu süre içerisinde bu şirketin de devam etmesi gerekiyor. Bu ülkede sermayenin ne kadar tehdit altında olduğunun bir göstergesi olarak şirketin müşterek müdürü içeri her girdiğinde sıkıntı yaşıyor, çalışanları her girdiğinde taciz edilip hakarete uğrayıp tehdit ediliyorlar. Savcılıkta 40'a yakın bu konular ile ilgili dosya var hepsi bekliyor. Bir şekilde karar verilmesini bekliyoruz. İddialarda bulundukları olaylar ile ilgili bir tane belgeleri yok. Şirket çalışanlarından hiç kimse ne şirket ortağı olan Ulviye Alizade Kuçeruk'a ne de orada olan başka bir kişiye herhangi bir şiddet uygulamıştır ve kendisinin hakaretlerine karşılık vermiştir ‘’ dedi.



"Karşı Tarafın Avukatı Tarafından Şiddet Gördüm"

Avukat Öztaşdönderen darp iddiaları ile ilgili ayrıca şunları ekledi; ‘’Maalesef ki bir avukat erkek tarafından darp edildim ve darp raporu da mevcut bunun peşini bırakmayacağımı belirtmek istiyorum. Tabii öyle ya da böyle bir karar verecek, ya dava açılacak ya da takipsizlik kararı verecek. Bizim şahsi olarak da şirket olarak da hukuka saygımız sonsuz, öyle ya da böyle bunu sonuna kadar götüreceğiz’’ dedi.

"31 Mayıs’a Kadar Süre Verilmişti İki Hafta da Biz Verdik"

Av. Suna Öztaşdönderen 14 Haziran günü yaşanan olay ile ilgili ise "O gün şirkete gitmemizdeki amaç şu. Zaten şirketin yüzde elli ortağıyız oraya gitmemizde yasal olarak bir sakınca yok. Çalışanlarımız orada ve mevcut çalışanlarımız çıksın diye işgalden şikayette bulundular. İfadelerimiz alındı, idari soruşturma kapsamında ve idari bir karar verdi, taleplerini reddetti. Akabinde bütün ortakların 16 Ekim 2020 tarihinde vermiş olduğu kararla yukarıdaki dairelerden biri tarafımıza tahsis edilecekti. Ve bu daire karşı tarafın basın açıklamasında belirtildiği gibi Bay Valeri’nin odası değil bizim şirketimize yasal olarak tahsis edilmiş bir odadır. 31 Mayıs 2021 tarihine kadar süre istediler ve o tarihte bu odayı boşaltacaklarını belirttiler. Söz uçar yazı kalır hesabı, bütün ortaklar birlikte hareket ederek bir sözleşme imzaladılar. Hatta hakaretlerde bulunan yüzde yirmi ortak Ulviye Alizade Kuçeruk ve vekilinin imzaladığı teslim edeceği bir tutanak hazırlandı. 31 Mayıs'ı bekledik üzerine 2 hafta daha geçti ancak boşaltmadılar. Biz hukuken konunun takipçisiyiz, şirkete her girdiğimizde bu sıkıntıları yaşıyoruz ne yazık ki. Çalışanlarımızın hatta avukat olarak benim bile can güvenliğim yok ‘’ şeklinde bir açıklama yaptı.

Kaynak: İHA

Güncelleme Tarihi: 16 Haziran 2021, 14:21

Haber48


İletişim Hesapları
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER