Muğla Sahillerinde Kelle Fiyatına Hürriyet Bedava 



Bakış açılarımız ve değerler sistemimiz görünen o ki asıl talan edilen onlar. Sorunları dile getirmek, "hangi siyasi partiye yönelik bu yazılarınız" diye geri dönüş alıyorsa çözümsüz kalışın teşhisi belli "fanatizm". Zaten Türkiye’nin başına ne geldiyse Cemil Meriç'in dediği gibi bu "-izm" lerden geldi. Emperyalizm, kapitalizm derken nepotizm ve obskürantizm de girince işin içine "Haydi anlat bakalım, haydi haydi durma anlat" diyen fakat anlatsan da anlamayan bir güruh ile oturduk köşe başına.

Bu bir nikah akdi değil! Ne olursa olsun iyisinde, kötüsünde, hastalığında, sağlığında, gecesinde gündüzünde kimsenin yanında olmak zorunda değilsiniz. Kurumlar istenen ölçüde hizmet edemiyor, üstelik bunu yapabilecek bir sistem, bir yapı geliştiremiyorsa mevcudu yönetenlerden hesap sorabilirsiniz. Ayrıca sorabilmelisiniz! Çünkü halk, görev ve yetki verdiği herkesin en büyük denetleyicisidir aynı zamanda. Kıyıların talanına baş kaldıran vatandaşlar, buna en güzel örnektir.

Yakın zamanda Ölüdeniz ve Akbük'e gittim. Şezlong ve şemsiye ücreti 200 TL'den başlıyor 2000 TL'ye kadar yolu var. "Şezlong ve şemsiye kullanmak istemiyorum" derseniz yine kişi başı ücret talep edenler var.

Ölüdeniz'e barkod sistemi getirmişler. Teknolojik alt yapı hak gaspı için iyi donatılmış doğrusu. Karta dolum sistemi var. Belli bir meblağ karta yüklüyorsunuz. Şezlong ve şemsiyeler karttan düşüyor. Hamburgeri daha 100 TL satanı görmedim. Ama patates cipsi 100 TL. Bir tabak patates, yahu kilosu 20 TL olsa kaç yazar, bir tabakta bir kilo olabilir mi? "Canan hiç düşünmüyorsun bunun markette kilitli barkod takılan yağı var. Elektrik var. İşçi parası var." diyor içimdeki ses. Evet düşündüm. Hepsini tek tabakla çıkaracaksa eyvah zararda sistem. Gerçi vatan toprağını, kıyıları işgal edip üstüne para toplarken maliyeti 20 TL olanı 100TL'ye satmış çok mu? Bende neleri düşünemiyorum! Belce Kızı Plajı işgal altında. Denizin içine kadar dip dibe şezlonglar... Yine de halinden razı vatandaş, parasını veriyor. Suya sabuna karışmıyor. Oh ne güzel toplum bilinci de tatilde!

Hele Akbük Koyu akla zarar. Otopark işletmesine hediye tabela yaptıracağım "otur ağla, kalk ağla!" Dağın içindeki orman arazisine aracınızı park etmek için önce kıyıya iniyorsunuz. Ücret 100 TL. Sonra geri dönüyorsunuz park etmek için fişinizle! Beylerden icazet alıyorsunuz fiş ibrazı ile. Yaktığınız benzin de cabası tabi bu arada. Sonra servisleri var sağ olsunlar "100 TL'yi boşa almış görünmeyelim" diye golf arabaları ile kıyıya ulaştırıyorlar sizi. Sadece bunu için mi? Tabiki hayır sizden alacakları bitmedi akıllım, şezlong parası ödeyin, yiyin için kazandırın! Öyle boş beleş işlerle uğraşmıyorlar! Canım kapitalizm, sen nelere kadirsin?

Duştan deniz suyu akması da ayrıca yüksek hizmet kalitesine ek! "Şezlong paralıdır, duş paralıdır, tuvalet paralır" diye her yere yazılmış daha da tuhafı, levhaların altında "MUÇEV" imzası. Yani tüketicinin hak gaspı için gideceği son nokta valilik ya hani tatataaaam "işte valinin başkan olduğu MUÇEV" diyor ki" gel de beni bana şikayet et!" Haydi bakalım!

Bodrum'da ise kıyılar başka şekilde halktan sakınılmış durumda. Nasıl mı? Gümbet Mahallesi Asarlık mevkisinde devam eden bir otel inşaatı çerçevesinde sahilde düzenleme yapılmış. Bölgedeki 7 sitenin sakinleri, düzenleme çerçevesinde denize girdikleri alana malzemelerin yığıldığını ve denize girmelerinin engellenmek istendiğini savunuyorlar. İnşaat yasağı ve "kıyılar kamunundur" kanunu falan hiç uğramamış Bodruma. Benzer durum Datça'da da vardı yakın zamanda. Onlar da "kıyılar betonlaştırılamaz" eylemi yapmışlardı.

Çoğunluk kaderine razı görünse de Yunanistan'dan gelen havlu akımına katılıp hakkının bilincinde olanlar ve farkında olmasalar da plaja girerken soyunması yetmezmiş gibi soyulanların yerine de direnen bir kesim mevcut.

Tuhaf olanı, "vatandaşın soyulduğuna değil soyunduğuna" takılıp "bikini ile oturmasınlar" diyen bir tayfa da var. Kaybolan ahlak haksız kazançta, yenen kul hakkında aranmıyor. Varsa yoksa meme, kıç kapatma peşinde. Neden? Çünkü Cem Yılmaz'ın deyimiyle Bahattin Abi ölse de dik duran yanları var! Bir de neye dikleneceğini bilse ama o mümkün olmuyor!

Özetle gördüğümüz o ki; kıyılardan belediyeler ve devlet ecri misil üzerinden ciddi paralar kazanıyor. Vergisini ödeyen halk ise maalesef bu durumun kaybedeni konumunda.

Geniş kıyı alanlarının halka kapatılması ve halka yüksek paralar karşılığında bu hizmetlerin verilmesi dengesizliğinin giderilmesi şart ve elzem. Çünkü devletin varoluş nedeni halkın mutluluk ve refahıdır. Bunun korunması devleti yönetenlerin sorumluluğundadır. Yani, "Fakirleştirdiğimiz halk denizden uzak dursun, sadece parası olanlar denize girsin." diye bir model kabul edilemez.

Velhasılı, "Türkiye Yüzyılı" diye afilli isimler ve önü arkası alınmayan müjdelerin sonunda Orhan Veli Kanık'ın şiiri halkın hayatı oldu.Suçlu hali hazırda Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde koltuğu olan ve bu duruma göz yuman herkes. Okuyun sayenizde asil nasıl yaşıyor şair anlatsın size:

Bedava yaşıyoruz, bedava;
Hava bedava, bulut bedava;
Dere tepe bedava;
Yağmur çamur bedava;
Otomobillerin dışı,
Sinemaların kapısı,
Camekanlar bedava;
Peynir ekmek değil ama
Acı su bedava;
Kelle fiyatına hürriyet,
Esirlik bedava;
Bedava yaşıyoruz, bedava.

Haydi selametle...