Doğa ve Yaşam Savunucuları Muğla'da Eylem Yaptı

Doğa ve yaşam savunucuları, ormanları yapılaşmaya açan yönetmeliğin geri çekilmesi için Muğla'da eylem yaptı. Açıklamada söz konusu değişiklikte ormanlık alanların rant kaynağı olarak görüldüğü ve kanunda herhangi bir kamu yararı olmadığı söylendi.

Doğa ve Yaşam Savunucuları Muğla'da Eylem Yaptı

KESK, Tarım Orkam -Sen, Menteşe Kent Konseyi ve MUÇEP Menteşe Meclisi, Muğla, Menteşe’deki Sınırsızlık Meydanı’nda, ormanları yapılaşmaya açan orman kanunu yönetmeliğinin geri çekilmesi talebiyle açıklama yaptı.

Doğa ve yaşam savunucuları, son 19 yılda 10 defa Orman Kanunu’nda değişiklik yapıldığını hatırlatarak söz konusu değişiklikte de ormanlık alanların rant kaynağı olarak görüldüğünü ve kanunda herhangi bir kamu yararı olmadığını söyledi. 

Örgütler adına açıklamayı okuyan Bahadır Tamer, son 9 yılda orman alanlarında yaklaşık 50 bin işletmenin kurulmasına izin verildiğini ve bu izinlerle yaklaşık 340 bin hektarlık orman alanının ormancılık dışı kullanıma tahsis edildiğini aktardı: 

“Bu alanlar resmi kayıtlarda orman olarak görünmeye devam ederken fiiliyatta orman vasfını yitirmiştir. 1956 yılından bu yana verilen bütün izinlerin miktarının yaklaşık olarak 750 bin hektardan biraz az olduğu düşünüldüğünde, bu izinlerin neredeyse yarısının son dokuz yılda verilmiş olduğu görülmektedir. Bu da hem son yıllarda yapılan yasal değişikliklerin hem de ormancılık örgütü üzerinde oluşturulmuş ağır siyasal baskıların açık sonucudur.”

Muğla Gazetesi’nin haberine göre, doğa ve yaşam savunucuları yönetmeliği yargıya taşıyacaklarını da aktardı. Tamer’in okuduğu açıklamada şu ifadeler yer aldı:

RES, JES, HES, maden, yol…

“Bu düzenlemelerle orman alanlarından ormancılık dışı amaçlarla yararlanma, deyim yerindeyse olağanlaşmıştır. Bu sayede en küçük bir ekonomik getiri için bile ormanlar rahatlıkla ranta kurban edilmektedir. 

“Ormanlarımız şantiye alanı haline getirilirken, neredeyse ülkenin her yerinde yok edilen ormanların yerlerine taş ve mermer ocakları, RES’ler, JES’ler, HES’ler, maden sahaları, yollar, güvenlik barajları ve turistik tesisler karşımıza çıkmaktadır.

“Talan politikaları”

“17/3 ve 18. Maddeler çerçevesinde çıkarılan yönetmelikler de esas itibariyle orman alanlarının çıkar çevrelerinin önündeki engeli aşmanın yolu olarak kullanılıyor. Bu engel aşılırken de kamu yararı kelimesinin arkasına sığınılıyor. 

“Menfaatçi ve rantçı bir bakış açısı ile belirledikleri işleri ya da projeleri bu talan politikalarıyla hayata geçiriyorlar. Oysa niceliksel ve niteliksel olarak aynı zamanda ekolojik açıdan sürdürülebilirliği olmayan hiçbir proje, hiçbir iş, hiçbir yapı kamu yararı oluşturmaz.

“COP26’daki taahhüde aykırı”

“Orman Genel Müdürlüğü verilerine göre; sadece 2008 ile 2019 yılları arasında, ormanlardaki 10 hektardan küçük orman parçalarının sayısı yüzde 118 artarak 55 bin 484’ten 120 bin 789’a çıktı. Bu tür izinler ormanlarımızı hızla paramparça hale getirmekte ve ülkemizdeki ormansızlaşmayı hızlandırmaktadır. Ayrıca, Türkiye’nin de onayladığı 2015 Paris Anlaşması küresel ortalama yüzey sıcaklığındaki artışı 2 derece ile sınırlandırmayı, mümkünse 1,5 derecenin altında tutmayı hedeflemektedir. 

“Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 26. Taraflar Konferansı’nda (COP26), 100’den fazla ülke ve dünya ormanlarının yüzde 85’inden fazlasını temsil eden liderler, 2030 yılına kadar ormansızlaşma ve arazi bozulmasını durdurmayı ve tersine çevirmeyi taahhüt eden Küresel Orman Finansmanı Taahhüdü ’nü imzalamıştır. 

“Bu tarihi taahhüt, ormansızlaşmanın yıkıcı etkilerinin sona ermesine yardımcı olacak ve dünya ormanlarının çoğunun koruyucusu olan gelişmekte olan ülkeleri ve yerli toplulukları destekleyecektir. Yapılan bu düzenlemelerin ülkemizin de taraf olduğu bu taahhüde açıkça aykırı olduğu görülmektedir.

“Ormanlara yeni tesisler yapılacak”

“Yeni yapılan değişiklikle azot, argon ve oksijen gazlarının kullanıldığı hava ayrıştırma tesisleri, aile sağlığı merkezi, adli hizmet tesisleri, ceza infaz kurumu tesisleri ve konaklamalı spor tesislerinin ormanlarda inşa edilmesinin önü açıldı. 2014 yılında yayımlanan ve 30 Kasım 2021 tarihinde yürürlükten kaldırılan yönetmelik, günümüze kadar çeşitli değişikliklere uğramıştı. 

“Örneğin daha önce Orman Kanunu’nun 17’nci maddesince izin verilmeyen dini eğitim tesisine bağlı uygulama maksatlı ibadethane tesisi ile yeraltı depolama tesisleri, 2017 yılında yapılan yönetmelik değişikliği ile artık ormanlarda kurulabilir hale getirilmişti.

“Yargıya taşıyacağız”

“Esas suçlu; doğayı, sermaye ve pazar ürünü nesnesi haline getiren sistemdir. Doğa ve insanı kontrolüne alarak yaşam akışının önüne set çeken sistemin gerçekliği bilinmektedir. Söz konusu değişiklik, yıllardır alıştırılmaya çalışıldığımız, sermayenin arazi ihtiyacının kamu arazilerinin bedelsiz arsa olarak görülen orman alanları ile karşılanması ve ormanların sadece bir rant kaynağı olarak görülmesi anlayışının uzantısından başka bir şey değildir. 

“Bu anlayış karşısında her türlü fiili, meşru mücadele hakkımızı kullanarak, halkın olanın halk tarafından yönetilmesi anlayışımızla bu yönetmelikleri yargıya taşıyacağımızı ve ekolojik yaşam hakkı mücadelemizden vazgeçmeyeceğimizi açık ve net bir şekilde beyan ederiz.”

Yönetmelikte ne var?

30 Kasım’da Resmi Gazete’de yayımlanan Tarım ve Orman Bakanlığı kararıyla Orman Kanunu'nun 17'nci ve 18'inci maddelerinde değişiklik yapılarak orman alanlarında verilen ormancılık dışı kullanım izinleri genişletildi.

36 maddelik yönetmeliğe göre ormanlık alanlarda “kamu yararı ve zaruret” bulunması halinde aşağıda yer alan yapılara izin verilecek:

Liman geri hizmet alanı, havaalanı, demiryolu, teleferik hattı, tünel gibi ulaşım tesislerine; savunma ve güvenlik tesislerine; enerji üretim santralleri, radyo-televizyon verici istasyonu ve antenleri, baz istasyonları, petrol ve doğalgaz boru hattı; ruhsata dayalı petrol ve doğalgaz arama, işletilme ve yeraltı doğalgaz depolanmasına ilişkin tesislere; aile sağlığı merkezi, hastane gibi sağlık tesislerine; ilk, orta, lise ve dini eğitim tesisi ile dini eğitim tesisine bağlı uygulama maksatlı ibadethane tesisi gibi eğitim tesislerine; ceza infaz kurumu tesislerine ve bunlarla ilgili yer, bina ve tesisler.

Ayrıca turizm maksadıyla izin verilen bina ve tesislerin çatı cephelerinde enerji üretim tesisleri de kurulabilecek.

Madde 21'in 7. bendinde "Verilen izinler maksadı dışında kullanılamaz. Verilen izinlerde orman yangınlarına karşı her türlü tedbir izin sahibince alınır" ibaresi ile olası bir yangın halinde sorumluluk izin alan kişi ya da kuruma bırakılacak.

Ormanlık alanda lojman, idari bina ve sosyal tesislere ise izin verilmeyecek. 

Kamu kurum ve kuruluşlarına verilen bedelli izinlerin özelleştirme uygulamaları kapsamında işletme hakkının devri halinde, taahhüt senedinde yer alan bedeller dışında işletme hakkı bedeli üzerinden herhangi bir bedel alınmayacak.

Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına verilen izinlere konu tesislerin yap-işlet-devret modeli ile yaptırılması hâlinde işletme hakkı bedeli üzerinden herhangi bir bedel alınmayacak.

Kaynak: Bultenler

Süleyhan Avşar


İletişim Hesapları
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER