Pestisitler; bakteri, virüs ve zararlı haşerelerin etkilerini ortadan kaldırmak için kullanılan kimyasalları, organik bileşenleri ve dezenfektan türlerini kapsayan geniş bir madde grubunu ifade ediyor. Ancak iklim krizinin derinleşmesiyle birlikte pestisit kullanımı da artıyor. Yükselen sıcaklıklar, yabani otlar ve haşereleri çoğaltırken, bu durum daha yoğun kimyasal kullanımını beraberinde getiriyor.
Türkiye’de son dönemde iç pazardaki denetimler tartışılırken, konu dünya genelinde de dikkat çekiyor. The Guardian’ın aktardığı yeni bir uluslararası araştırmaya göre; ftalat, bisfenol, PFAS (sonsuz kimyasallar) ve pestisit gibi maddelerin oluşturduğu sağlık yükünün 2,2 trilyon dolar (yaklaşık 93,7 trilyon TL) seviyesine ulaştığı açıklandı. Bu miktar, dünyanın en büyük 100 halka açık şirketinin yıllık toplam kârına denk geliyor.
Araştırmada, gıda sistemindeki mevcut kimyasal kullanımının devam etmesi halinde 2025-2100 yılları arasında 200 ila 700 milyon daha az doğum gerçekleşeceği öngörülüyor.
Çalışmayı hazırlayan kurumlar arasında ABD Çevre Sağlığı Merkezi, İsviçre merkezli ChemSec, Sussex Üniversitesi ve Duke Üniversitesi gibi önde gelen kuruluşlar yer alıyor.
Araştırma ekibinden Prof. Dr. Philip Landrigan, kimyasal kirliliğin büyüyen tehlikesine dikkat çekti:
“Dünya uyanmalı ve kimyasal kirlilik konusunda bir şey yapmalı. Bu sorun, iklim değişikliği kadar ciddi.”
Bilim insanlarına göre, 1950’lerden bu yana insanların sentetik kimyasallara maruz kalma oranı yaklaşık 200 kat arttı. Bugün piyasada 350 binden fazla sentetik kimyasal bulunuyor. Stockholm Dayanıklılık Merkezi’nin değerlendirmesine göre, kimyasal kirlilik gezegen için belirlenen “güvenli sınırları” aşmış durumda.
Prof. Landrigan özellikle çocuklar üzerindeki etkilere dikkat çekti:
“En büyük korkum, çocukların gelişmekte olan beynine zarar veren kimyasallar. Binlercesine her gün maruz kalıyoruz ve çoğu hakkında neredeyse hiçbir şey bilmiyoruz.”
Araştırma sonuçları, kimyasal kullanımının denetlenmesi, pestisit bağımlılığının azaltılması ve küresel gıda sisteminde radikal dönüşümlere duyulan ihtiyacı yeniden gündeme taşıdı.




