Fethiye’ye bağlı Göcek’te eşsiz güzellikteki Osmanağa Koyu'nda, Kıyı Yönetim ve Çevre Koruma A.Ş. (eski adıyla MUÇEV) tarafından yürütülen inşaat çalışmalarını yargı 25 Haziran’da durdurdu.

Muğla 3. İdare Mahkemesi, alanın imar planı olmadığına dikkat çekerek verilen yapı ruhsatının hukuka aykırı olduğuna hükmetti.

Osmanağa Koyu’nda inşaat faaliyetinin başladığını, bölgenin korunması için çaba gösteren çevre aktivisti, Göcek Kültür ve Turizm Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Onur Ugan, sosyal medya hesabından paylaştığı video ile 7 Mayıs’ta duyurmuştu.

Çevre aktivistlerinin ve hukukçuların yoğun çabalarıyla, Fethiye-Göcek Özel Çevre Koruma Bölgesi (ÖÇKB) içinde yer alan ve 3. derece doğal sit statüsü bulunan Osmanağa Koyu’nda, Kıyı Yönetim ve Çevre Koruma A.Ş. tarafından yapılan çalışmalara karşı açılan davada, Muğla 3. İdare Mahkemesi, 25 Haziran’da yürütmeyi durdurma kararı verdi.

MAHKEME: "YAPI RUHSATI VE İMAR DURUM BELGESİ HUKUKA UYGUN DEĞİL"

Kararda, alanın orman alanı, kumsal alanı, doğal sit alanı ile sit alanında kaldığı ancak 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planının bulunmadığı belirtildi. Bölgenin imar planlarının bulunmaması sebebiyle yapı ruhsatı düzenlenemeyeceği vurgulanan kararda, “Davalı idarelerce düzenlendiği anlaşılan davaya konu yapı ruhsatı ve imar durum belgesinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır” dendi.

Kararda, alanın doğal sit alanı olması dolayısıyla hukuka aykırılığı tespit edilen işlemlerin uygulanması halinde, taşınmaz bakımından olumsuz sonuçlar doğurması ihtimali nedeniyle telafisi güç zararların doğabileceğinin açık olduğu ifade edildi. Kararda, “hukuka aykırılığı açık olan dava konusu işlemin; uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğabileceğinden yürütmesinin durdurulmasına” karar verildiği belirtildi.

Konuyla ilgili görüşlerine başvurduğumuz, başından beri Osmanağa Koyu’ndaki hukuka aykırı inşaat faaliyetlerinin doğaya zarar verdiğini savunan Göcek Kültür ve Turizm Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Onur Ugan, Muğla 3. İdare Mahkemesi’nin yürütmeyi durdurma kararının dahi emsal oluşturacağını söyledi.

OSMANAĞA KOYU'NDAKİ "USULSÜZ" İNŞAATI DUYURMUŞTU

Ugan, eşsiz doğal endemik türlerin barındığı Osmanağa Koyu’nun “halk plajı” olarak hizmete açılacağı açıklanmış olmasına rağmen 7 Mayıs’ta yeniden bölgede beton dökülerek inşaat başladığını sosyal medya hesabından duyurmuştu. Osmanağa Koyu’nda en ufak betonlaşmaya izin verilmemesi gerekirken, işletme ruhsatına sahip olunması gerekçe gösterilerek dünyanın ender doğal güzelliklerine sahip bölgede açıkça inşaat faaliyetine başlanması, halkın ve çevrecilerin tepkisini çekmişti.

Ugan, 7 Mayıs’ta paylaştığı videosunda inşaat malzemelerinin kıyıya yığıldığını ve kıyıya Onur Uganyakın sazlık bölgede beton temellerinin atıldığını göstermişi. İnşaat için endemik günlük ağaçlarının kesildiğini belirten Ugan, beton temel atılan alanın bir restoran olacağını düşündüklerini, restoranın yanında, 50-100 metre bir yer verilerek, “buranın halka açık olduğunu” söyleyeceklerini, koyun ticarethaneye dönüşeceğini, arka taraftaki ormanlık alanın da kiraya verileceğini, konaklama yerleri, bungalovlar yapılacağını, birkaç yıl sonra Osmanağa Koyu’nun özelleşmiş olacağını, halkın kullanımından çıkacağını, sazların da kurutulup üzerlerine iskele yapılacağını ifade ederek, nadir güzellikteki koyun bu şekilde kaybedilmesinden dolayı üzüntülerini belirtmişti.

UGAN: "YÜRÜTMEYİ DURDURMA UMUT VERİCİ"

Mahkemenin yürütmeyi durdurma kararı ardından Ugan, konu hakkında Haber48 Logo’e konuştu:

- Yürütmeyi durdurma kararları iptal edilebiliyor sonradan... Sizce son yürütmeyi durdurma kararı ne kadar güvenilir?

- Osmanağa Koyu’ndaki yapılaşma girişimleri kışın başladı. Ormana, yapı ruhsatına uygun olmayan bir şekilde bina planı yapılması bile çok kuvvetli delildi aslında.

Mahkeme kararında yol olmaması, altyapı olmaması gibi sayılan olumsuz durumlar bile oradaki yapılaşmanın önlenmesi adına çok iyi hukuksal dayanak sunuyor.

Yani bu yürütmeyi durdurma kararı, diğer benzer yerlerde yapılması düşünülen projeler açısından da emsal karar olabilir.

Osmanagakoyu Halkplaji Akparti 2

Çünkü davaya konu olan yapılaşmada öne sürülen ruhsatın gerçekten doğru olmadığını biliyoruz. Çünkü söz konusu ruhsata konu olan imar durum belgesinin, daha önce mahkeme tarafından iptal edilen imar durum belgesi olduğu, apaçıktı. İptal edilen aynı imar durum belgesiyle tekrar ruhsat aldıkları için ikinci kez iptal edilmiş oluyor. Yani imar durumunu iptal ediyor aslında.

- Ama mahkeme henüz iptal etmedi, sadece “yürütmeyi durdurma” kararı verdi. Yürütmeyi durdurma ile iptal arasında bir fark var. Yürütmeyi durdurma, geçici olarak karar verilene kadar...

- Doğru. Zaten itiraz hakları var ki muhtemelen kullanmışlardır onu. Mahkeme bunu tekrar değerlendirecektir. Ama doğaya yapılan tahribatın geri dönüşü olmuyor. Saz kesilmiş, ağaç kesilmiş... Dolayısıyla bunun önünü kesmiş oluyor. Kesin bir karar değil ama bu yürütmeyi durdurma kararı, bizim için açıkçası umut verici oldu.

Fethiye’de eş şiddeti: ‘Sırf boşanmak istediğim için vuruldum’
Fethiye’de eş şiddeti: ‘Sırf boşanmak istediğim için vuruldum’
İçeriği Görüntüle

Ayrıca diğer benzer inşaatların durdurulması için de emsal oldu. Çünkü birkaç tane koy daha var böyle, kiralama ile verilmiş... Bunlarla ilgili projelerde ne amaçladıklarını da biliyoruz. Bunlar için de emsal olabilecek bir karar çıktı.

Kamunun da bir vicdanı var. Başka konularda da davalarımız oldu. Ama bu Osmanağa Koyu için yurt içinden, yurt dışından yerli, yabancı o kadar farklı kesimlerden o kadar çok destek geldi ki... İnsanlar bizi arayıp çok üzüldüklerini, davaya müdahil olma şansları olup olmadığını sordular... İnanılmaz bir “Yeryüzü Dayanışması” yaşadık.

Buradaki sazlık, günlük ağaçları ve endemik türlerin orada tehlike altına girmesi, açıkçası kamu vicdanını yaraladı.

- Yürütmeyi durdurma kararının iptalini yakın bir zamanda beklemiyorsunuz anladığım kadarıyla.

- Açıkçası tabii ki beklemiyoruz ama bu, olmayacak anlamına da gelmiyor. Şu bir gerçek ki, inşaatı da normal şartlarda hızlıca bitiremediler. Normalde inşaatın o vasfı gereği ahşaptı, çok çabuk yapılabilecek bir şey, iki-üç haftada bitirilebilecek bir yapı... İnşaatı hızlıca devam ettiremediler. Muhtemelen onlar da gördüler gerçekleri, bizim sunduğumuz gerçekleri...

- Zaten orada inşaata ait bir tabela yoktu, kimin yaptığı belli değil, “Gidin jandarmadan isteyin” demişlerdi size... O tabelayı da bir türlü dikemediler oraya değil mi?

- Yok, aynen yok.

- Kime ait olduğu belli değil ama biz bunu daha önce haber yapmıştık. Mustafa Onur Yılmaz isimli bir şahsın aslında bu işin arkasında olduğunu yazmıştık. Sizce de öyle mi?

- Bakanlığın şirketi biz yapıyoruz dedi. Normal şartlarda kiralayan kişi güya taşeronmuş gibi gözüktü orada.

"İŞLETECEK ADAMI DEVLET TAŞERE ETMİŞ"

Normalde devlet bir yeri kiraya verir. Kiralayan kişi yapar. Yap, işlet, devret modeline göre veya sözleşme süresinde yaptırır.

Bu da ilginç: “Biz yapıyoruz ama taşeron olarak onu kullanıyoruz” diyorlar. Devlet kendi işletecek olsa kendi yapardı. İşletecek adamı sanki inşaatı taşere etmiş gibi bir değişik formül uyguladılar. Bu da ilk defa gördüğümüz bir şeydi.

Yakın zamanda böyle bir şey görmemiştik açıkçası.

- Böyle bir şey yasal da değil galiba değil mi?

- Çok mantıksız yani yasal da değil doğru söylüyorsunuz. Devlet kendi yapar ya da direkt kiraladığı adama yapılma şartlarını söyler. Taşeron kullanmaz yani bu bağlamda.

- Peki oradaki son durum ne? Zarar verildi mi, doğal sit alanına?

- Betonlar, demirler, profiller duruyor. Ama o betonlar çöküyor. Birkaç defa tesviye yapmak zorunda kaldılar. Aşağısı bataklık olduğu için betonlar farklı şekilde çöküyor. Yani oraya getirilen beton bloklar direkt düz olarak batmıyor.

"DÖKÜLEN BETON, BATAKLIĞA OTURMUYOR"

Birisi 5 santim batıyor, öteki 7 santim batıyor.

Üstüne bir düz zemin oluşturmak istedikleri araya profiller falan koyup tesviyeler yaptılar. Oysa o beton bloklar batmaya devam edecek.

- Şu anda orada bir çalışma yok değil mi?

- Şu anda herhangi bir çalışma yok. Biz geçen hafta orada piknik yaptık. Herhangi bir çalışma yok. Kimse yok. Ama malzemeler orada bırakılmış.

- Peki zaten bataklığın üzerine yapılması mantıksız değil mi?

- Kesinlikle.

- Bir deprem olsa ilk yıkılacak yerlerden bir tanesi yani.

- Aynen. Zaten su yükseldiğinde de batmaya devam edecek.

Öte yandan bu sadece çevre meselesi değil, aslında mevcuttaki tesislerin varlığını da korumak gerekiyor. Doğa harikası koylarımızın hepsinde inşaat yaparsak mevcut yatırımcımız da gidecek... İnsanlar şu an Bebek’e, Tarabya'ya, Kuşadası’na gitmiyorlar. Buralar 60'ların 70'lerin cennetiydi. Her taraf beton ve bina olduğu için insanlar kaçıyor başka yerlere gidiyor. Şimdi biz de burayı Kuşadası'na benzetirsek, niye buraya gelsinler ki?

- Çok haklısınız. Doğa olduğu gibi korunduğu sürece bir anlamı var...