Sevgili dostlar, okurlarım, hemşehrilerim…
Bugüne kadar kalem oynatırken “kimin adı geçiyor, başıma bir iş gelir mi” diye düşünmedim. Tek bir soruya odaklandım: Bu mesele toplumun yararına mı, zararına mı? Kimsenin yapmadığı haberleri, belgesiyle birlikte kamuoyuna sundum. Duyumlarla değil, kanıtla konuştum; kimsenin maşası olmadım, menfaat uğruna eğilip bükülmedim.
ELEŞTİRİ AYRI, KASITLI SALDIRI AYRI
Elbette herkes beni sevmek zorunda değil. Duruşumu, tarzımı eleştiren olur; buna sözüm yok. Hatta istemeden birinin kalbini kırmış olabilirim, bunu da kabul ederim. Ama beni tanımayan, hiçbir temasım olmayan insanların kulaktan dolma sözlerle, önyargıyla ve kötü niyetle üzerime gelmesi artık basit bir eleştiri değil; bilinçli bir yönlendirme çabasıdır.
GERÇEKTEN KAÇANLAR
Ne yazık ki bu ülkede en basit bir gerçeği teyit etmek için soru sorduğunuzda bile insanlar ya öfkeleniyor, ya inkâra sarılıyor ya da başkalarını üzerinize salarak kendini temize çıkarmaya çalışıyor. Oysa herkes işini doğru yapsa, hata yaptığında “evet, burada yanlış yaptım” deme cesaretini gösterebilse, bugün yaşanan birçok tartışma hiç doğmayacak.
TEHDİTLER VE GERÇEKLER
Ben çok tehdit aldım. Çok “uyarıldım.” Hakkımda olmadık yakıştırmalar yapıldı. Ama bir an bile geri adım atmadım. Çünkü biliyorum: Doğruyu yazmak, bazen yalnız kalmayı göze almayı gerektirir. Günün sonunda hakkında dava açılan ben olmadım; ama hatalı olanlar da çıkıp “evet, burada yanlış yapmışız” demedi, diyemedi.
HATA VE YÜZLEŞME CESARETİ
Şunu açıkça söylüyorum: Yarın bir gün benim de hatam çıkarsa, çıkar “yanılmışım” demesini bilirim. Bu kadar basit. Asıl mesele, hatayı kabul edebilecek karaktere sahip olmaktır. Hatasını örtmeye çalışanlar utansın.
KALEMİM TEMİZ
Ben nereden geldiğimi biliyorum, ne olduğumu da. Kalemim temiz, yolum belli. Üzerime geldikçe, yaptığım işin doğruluğuna olan inancım daha da güçleniyor. Belgemle konuşurum, gerçeğin peşinden giderim.
MAKAM VE SORUMLULUK
Devlet makamında oturup o makamı kişisel çıkarı için kullananlara, baskıdan korkup görevini yapmayanlara, gücünü yanlışlarını örtmek için kullananlara karşıyım. Dün de böyleydi, yarın da böyle olacak.
SON SÖZ
Algılarla kurulan düzenler, gerçeğin karşısında uzun süre ayakta kalamaz.
En büyük iki savaşçı sabır ve zamandır… Ve ben ikisini de iyi kullanırım.
Kendini aslan zanneden çakalların hükmü, gerçek aslan ortaya çıkana kadardır.