
Bodrum’da herkesin tanıdığı, elinden her iş gelen bir alem adam, Dalavera Memet. "Patlayan borunun nereden geçtiğini bulamadıysanız Dalavera‘yı çağırın." derlermiş eskiler. Sözümona başlık Bodrum'un Bodrum olduğu zamanlardan kalma!
Hani bazen kitaba ortasından başlarız ya. Bu yazıya da aynen öyle bodoslama başlamak istiyorum.
Yerel seçimlerin adı kondu: 31 Mart 2024. Kongresi devam eden CHP, polemiklere katılım, ziyaretler, toplantılar konusunda hız kesmeyen AK Parti, MHP, kendisinden henüz haber alınamayan, sessizliğini koruyan İYİ Parti ve diğer siyasi parti temsilcilerinin Muğla 'da nasıl bir yol izleyeceklerini bilmiyoruz. Birçok gazeteci, yazar, zaten yerel siyaset aktörlerini/aktrislerini ve polemiklerini neredeyse an be an, bölge bölge taşıyor köşelerine.
Doğrusunu isterseniz çok net ifade edeyim: Halkın gündemi o kadar siyaset üstü ki Muğla'da, lüks dertlere hanımefendilerin beyefendilerin kendi geleceklerini garantiye alma çabalarına kendi adıma kayıtsız kalıyorum. Tıpkı onların da şehre duyarsız kaldığı gibi!
"İlçe başkanlığına A kalkmış B oturmuş. Eee sonra?" diyor halk. Bunun şehre ne faydası olacak?
Bunu böyle görmekte de hiç kusura bakmayın haklılar. On yılı aşan kariyerimde ilk defa "halk için siyaset yapan yok" cümlesini kurmaya başladım. Muhatapları hiç gereksiz küplere binmesin, bu cümleyi kurduran kendileri. Bunu söyledim diye suçlu ilan edilmeyi de asla kabul etmiyorum. Söyleten kimse ona baksınlar, kaşları çatık, işaret parmakları önde! Bizim mesafemiz bunun için elverişli değil!
Muğla'da alt yapı sıkıntıları özellikle yaz nüfusu ile kış nüfusu birbirinden bağımsız turizm beldelerinde büyük problem. 5 yıldır Muğla 'dayım. Dördüncü kez seçim arefesindeyim. Sürekli aynı dertten muzdarip haldeyiz. Tek farkla çözüme ulaşmayan her problem daha da onarılmaz bir hal alıyor.
Mesela Bodrum'un su patlakları. Allah aşkına "2020'den beri vatandaşın can güvenliğini tehdit eder boyutta" ne demek? Devletin iki kurumunun mahkeme kararını beklemesi ve Bodrum'un sürekli kan kaybeden bir hasta gibi masada öylece bırakılmasının mantıklı bir izahı sahiden var mı?
Yerel medya bangır bangır işaret ediyor! Ünlü isimlerin Bodrum demeçleri yerel yönetimlere yergilerle dolu. Müjde Ar'ın gürültü kirliliği yakınmalarına, dizi oyuncularının adisyon paylaşımları ekleniyordu. Şimdilerde Ali Poyrazoğlu'nun özetle "ne alt yapı sıkıntısı bitiyor, ne gürültüsü, bir de talana maruz doğanın ürünü domuzların akşam saatlerinde saldırıları. Pahalılığı hiç konuşmayalım. Ben artık Bodrum'a gelmem Karadeniz'e giderim." açıklaması. Vedat Milor, etrafa bakmadan restoranlara mı dalmış nedir bilinmez, 'Bodrum'un yemekleri lezzetsiz ve pahalı' diye manşete taşındı. Belki de Bodrum'a geçerken uğradı ve şanslı bir kimse olduğundan asfalt önünde göçmediyse demek onun tek yakınması bu yönde oldu.
Her neyse durum içler acısı!
Demeçlere, halkın sosyal medyada çeşitli gruplarda paylaştığı lağım akan çayların denize dökülen videoları eklenince uzmanından uyarı da gecikmedi. Doç Dr Ceyhun Özçelik halkı uyardı. Salgın riski de eklenince, Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras soluğu Ankara'da DSİ Genel Müdürlüğü'nde almış. İşbirliği sağlama gayretini devletin ilgili ve yetkili tüm birimlerinden bekliyor ve halk olarak talep ediyoruz.
Pamukkale bildiğiniz gibi yıllar önce gözde destinasyonlardandı. Sonra böyle bir kirlilik,koku vesaire şikayetlerde artış derken bir düştü pir düştü. Yeni yeni kendini buluyorsa iyi. Turizm destinasyonlarında ihmal, telafisi zor kayba yol açar.
Siyaset ise o, ona çemkirmiş, öteki diğerine cevap vermiş. Nuh Nebi'den kalma İrlandalı davası bugünün kendine has deve yükü dertleri yokmuşcasına dünden bugüne destek olmak için gelmiş. Fakat 7 vekilden henüz bir açıklama yok! Bu gidişata çözüm habercisi olacak nitelikte. İkisi laf yarışında biri de dünyaya açılmış haldeydi. Son okuduğum haber başlıklarında!
Siyaset neden yapılır? Bugün koltuklardan güç alanlar bu soruya nasıl cevap veriyor doğrusu bilmiyorum.
Halk artık, Muğla'da “insani değişim ve dönüşüm”ü hedefleyen, halkın hislerine, duygularına, beklentilerine cevap veren, dünü iyi okuyan, bugünü eylemleriyle, ortaya koyduğu enerjiyle şekillendiren ve yarın için entelektüel manada düşünce ve proje üretebilen kişilerin hak ettiği yerlerde olmalarını istiyor. Aksiyon ve çözüm bekliyor. Yıllardır siyasi tarafgirliklerle yeterince yoruldular. Bu kongrelerin kaybettiği şölen havasından da sanırım kendini anlatmaya çalışıyor. Ancak pek tabi ki derdi anlamak olana!
Gelecek beraberinde neyi getirecek bekleyip göreceğiz. Fakat siyasi doyumsuzlukları hiç tükenmeyen, hırsları akıllarının ve vicdanlarının önüne geçmiş isimler daha fazla tepki toplamadan, yarın iyi anılmayı hedefleyerek lütfen halk için eziyete dönmüş bu durumdan, bu anlayıştan artık vazgeçsinler.
Tek derdimiz çözüm! Kimsenin ne akındayız ne karasında! Ne demişler "Efendilik ağaç gibidir. Kökü yerde, başı göktedir. Meyveleri de sizlersiniz taşlandıkça değerinizi bilesiniz."
Haydi selametle...